Tutarlı Ebeveyn ve Makul Sınırlar
Çocuk güvenli bir ortamda Dünyayı keşfetmeye, yeni deneyimler elde etmeye, gözlemleyerek öğrenmeye ihtiyaç duyar. Çocuk için bu öğrenme ve keşif aşaması ilk olarak en yakın çevresinde olan aile ile başlamaktadır. Anne ve babalar bir heykeltraş gibi çocuğun kişiliğinin gelişmesinde çok büyük bir rol oynar. Ebeveynlerinin davranışlarını gözlemleyerek öğrenen çocuk, neye nasıl tepki vereceğini şekillendirir.
Anne ve babaların her zaman aynı düşünmesi mümkün değildir. Ebeveynlerin kurallar konusunda ortak bir tutum sergilememesi çocuğa yansıtıldığında, çocuk için bu durum ciddi bir karmaşa yaratmaktadır ve çocuk kurallara uymak konusunda zorlanmaya başlar. Annenin hayır dediği bir durumda, babanın evet deme ihtimalini bilen çocuk, anneden hayır cevabını aldıktan sonra, aynı soruyu babasına yönlendirmesi çok olası bir durumdur. Çocuk kendi istediği cevabı alana kadar, anne ve babaların istemediği davranışlar sergilemeye devam edebilir. Buna bir örnek verecek olursak, sağlıksız bir atıştırmalık yemek için ebeveynlerine soran bir çocuk, ebeyenlerinden hayır cevabı aldığında, ağlayabilir ve hırçınlaşabilmektedir. Burada önemli olan nokta ise, ebeyenlerin buna neden izin vermediğini çocuğa net bir dille açıklayıp, her iki ebeveyninde hayır cevabında tutarlılık göstermesidir. Böylece çocuğun ebeveynler için olumsuz olan bu davranışı pekiştirilmeyecektir.
Bu durumda ebeveynin düşünmesi gereken nokta ise, tutarlı davranışlar sergilemek çocuğun yararına bir durum mudur?
Adil ve tutarlı kuralların varlığı, rutinlerin olduğu bir düzen ve çocuk için düzenli bir yaşam sağlamaktadır. Makul sınırlar, çocuğun sosyal becerilerini geliştirmesinin yanı sıra çocuklardaki sorumluluk bilincinide arttırmaktadır. Kuralların ve sınırların olduğu bir ortamda, çocukların belirsizlik durumundan kaynaklanan kaygıları ve stresleri azalmakta ve bunun olumlu sonucu olarak ise kendilerini daha güvende hissetmektedirler.
Ebeveyn olarak bu sınırları çizerken nelere dikkat etmeliyiz?
İlk ve en önemli noktalardan bir tanesi, bu makul sınırların çocuğa basit bir dille ve açıkça ifade edilmesidir. Bu sınırlar anlatılırken çocuk için karmaşık ifadelerin kullanılmaması, kuralların çocuk için daha anlaşılır kılınmasını sağlar ve bu kuralların çocuk için uygulanma ihtimalini arttırmaktadır. Bir diğer önemli nokta ise, çocuğa konulan kuralın nedenlerini açıklamaktır. Bu nedenlerin mantığını kavrayan çocuk, bu kurala neden uyması gerektiğini kavradığı için kurallara uyma konusunda daha istekli olacaktır. Bu açıklama kısmında olumlu bir dil kullanmakta önemlidir.
Bu kuralları uygulama konusunda esnekliğe de özen gösterilmesi unutulmamalıdır. İstisna olan durumlarda bazen kurallarda esneklikler uygulanabilir. Fakat esnetilen bu kuralların nedenleri çocuğa açıkça ifade edilmelidir. Örneğin; sevdiği bir arkadaşının ailesi ile beraber yaptığı bir ev ziyaretinde çocuğun uyku saatinde esneklik gösterilebilir ve çocuğa uyku saatin geldi fakat şuanda arkadaşınla çok güzel vakit geçirdiğini görüyorum, oyununuza biraz daha devam edip bu gece biraz daha geç uyuyabilirsin gibi ifadeler kullanılarak çocuğa durumu net bir şekilde özetlemek gerekmektedir. Bu açıklama ebevenylerin tutarlıklarını bozmayacağını unutulmamalıdır.
Sonuç olarak, ebeyen olarak, çocuklara karşı tutarlı davranmak ve onlara makul sınırlar çizmek çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemektedir. Bu tutarlı davranışların düzenliliği çocuğun davranışlarını olumlu yönden pekiştirdiği ve sanılanın aksine konulan makul kuralların oluşturulması, çocuğun kendini daha güvende hissetmesini sağlamakta ve belirsizliğin ortadan kalması ile oluşacak stresi azaltmaktadır.


